
Günlük yaşantımızda en çok karşılaştığımız ve üzerinde sıkça polemiklerin yaşandığı hassas bir konudur insanları anlamak ve insanlar tarafından anlaşılabilmek.
Bu hassas konunun irdelenmesinde kişiler arasındaki iletişimin önemi büyüktür. İnsanların kişisel ilişkileri ne kadar sağlıklı bir ortamda oluşursa, kişilerin birbirlerini anlamalarıda o derece sağlıklı olur. Kişinin kendini anlatmada kullandığı uslüb ile kurduğu ilişkideki tarzın benzer olması gerekmektedir. Yaptıkları ile kendilerini farklı bir şekle sokmadan sadece oldukları gibi duran insanları, anlamak çok zor olmamakla beraber, esas olarak anlaşılmasını açıkça ortaya koymayan kişilikleri net algılanamayanları anlamak zordur. Bu sebeple de bazı değerleri anlamakta güçlük çekmekteyiz. Buna verilebilecek en güzel örneklerden biri aşağıdaki dörtlükte;
Bil ki domuzların önüne inciler serilmez,
Mücevherden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez.
Ne fark eder ki kör insan için, elmas da bir cam da
Sana bakan bir kör ise, sakın kendini camdan sanma...
Hz . Mevlana`nın muazzam bir sözü olarak sizlere aktardığım dörtlükte insan olmanın dayanılmaz gerçekliğini ortaya koymaktadır. Bir insanın neden büyük olduğunu anlamak zor değil. Sizinde var olan kıymetinizi ancak değeri anlayabilecek yapıda insanlar anlar. Eğer bir insan diğerinin değerini anlamıyorsa ya aptaldır, ya da kötülük dolu. Sizi anlamayan bir amir, arkadaş, dost, eş, akraba varsa bu iki olasılık söz konusu olabilir.
Ancak sizinde kendinizi anlatmada bir probleminiz yoksa eğer bu teknik yetersizlik yukarıda da bahsedildiği gibi karşıya ait olacaktır.
Önemli olan burada insan değerinin anlama yönünde ön planda tutulma şeklinin doğru kullanılmasıdır. İleri toplumlarda kişisel gelişime verilen değerin sebebi de budur. Anlaşılmak ve anlayabilme artık günlük yaşantının bitmeyen enerjisi gibi yorumlanmaktadır. Kişinin hak ettiği değeri kişiye vermek ve onu olması gereken yerde tutmak, insanlık adına yapılması gereken bir görev olduğunun bilincinin yayılması gereklidir.