
Bu güne kadar ilimiz ve ilimiz dışında yapılan, amacı daha ziyade şehrin sosyo ekonomik çıtasını yükseltmek, marka şehir görüntüsünü kazandırmak ve bir çekim merkezi haline getirmek olan, bu tip toplantıları gözden geçirmek istedim.
9 Ocak tarihindeki toplantıda yapılan açılış konuşmalarından biri var ki benim çok dikkatimi çekti. Bu kıymetli hemşehrimiz, Ankara Kültür ve Tanıtma Vakfı Kurucu Başkanı ve Metiş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Bedri SEVER beyefendi idi. Kendisi konuşmasını yaparken, enteresan bir şekilde, buralara bizi yatırım için davet etme mantalitesini değiştirmemizi talep etti. Bu memlekete yatırım yapmanın, iş dünyasındaki yatırım kriterlerine göre yapılması gerektiğini ve bunun da duygusallıkla alakası olamayacağını vurguladı. Benim dikkatimi çeken, kıymetli hemşehrimizin yaptığı yatırım yapamama savunması değil, toplantının ana konusu ile pek uyuşmamasına rağmen neden bu konuya açıklık getirme mecburiyetinde kendini hissetmesidir. Acaba biz bu yatırım konusunu haddinden fazla mı abarttık? Evet bana göre de abarttık. Her gelen insanı sıkıştırıp, buraya gelmesi için zorlamanın hiçbir manası yoktur. Şu anda yatırım yapmış, elini taşın altına koymuş birçok yatırımcının kalbi duygularını anlamak için kim zaman ayırdı acaba? Onların kurum ve kuruluş çekişmelerinden, bürokrasiden yana yaşadıklarını, temel ihtiyaçları için dahi neler çektiklerini bileniniz var mı? O zaman şu soruyu sormamız gerekir; Ne yapmamız lazım, nasıl hareket etmemiz icab etmektedir? Yapmamız gereken gerçekten basit, bu memleketi artık bir çekim merkezi haline getirmek. Tüm kurum ve kuruluşların muhteşem işbirliği ile sivil toplum örgütlerinin tüm illeri kıskandıracak kadar olumlu birliktelikleri ile öyle bir görüntü verelim ki, değil hemşehrilerimiz, yarnlara güvenle ulaşmak isteyen herkes bu şehre yatırım için gelsin.
Yapmamız gereken, kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirerek, burada dışa dönük bir enerji merkezi yaratmaktır. Buraları şu veya bu şekilde terk etmek zorunda kalan kıymetli hemşehrilerimizi zorlayacağımıza; birlikteliği veya beraber iş yapma mantalitesini, kişisel menfaatlerin yerini kurumsal menfaatlere taşıma ruhunu geliştirerek yarınları programlama gayretine girelim.
Bilelim ki biz bize yeteriz!