
Bazı şeylere ara verince başlamak zordur. Nereden nasıl başlayacağını bilmezsin, tıpkı benim gibi. Bende uzun zaman yazmayınca, konu bulmada çok zorlandım.
Aslında konu bulamamakta değil benimkisi, sadece ilk başta umutsuz, soğuk cümlelerle başlamak istemedim. Yoksa konu çok, memleketimin her köşesinden bir dünyalık hikayeler çıkar.
Ama istemiyorum. Yani bazen susmanın çözüm olduğu gibi bende yazmayarak, dile getirmeyerek, yaşanan onca şeyin değişmesi umudunu yeşertmek istiyorum.
Olur mu olur, neden olmasın.. Herkes konuşuyor, ağzı ve dili olan kelimeleri çıkarıveriyor. Ne oluyor sonu? Hiç, kocaman bir hiç. Düşünülmeden dile getirilen her cümle lime lime ediyor canım ülkemi. Hani her kanalın 8 ile 12 saatlerini kapsayan diziler var ya, bir de onların karşısında yer alan tartışma programları var. Ne programlar ama kimini dinleyince bu ülkeden kaçmak, kimini dinleyince de, topumu tüfeğimi getirin vuracağım hedefleri diyorsun.
Belki de şu aralar herkesin susması gerekiyor. Birilerini hedef gösterecek cümleler kullanmaktan vazgeçmeliyiz. Sözler saklı kalmalı, dilin altında. Söylenmemiş sözleri söylemeli, konuşulması gereken yerde de, umuttan ve birliktelikten yana sözler söylenmeli. Çünkü marifet birilerinin sözcüklerini seslendirmek değil, kendi sözlerini oluşturmaktır.
Söylenmemiş sözlerin yeri elbet gelecek ama şimdi saklı kalan kelimler arasından herkese yeniden merhaba..